Petro, 1697–1698 tarihleri arasında kimliğini gizleyerek uzun bir Avrupa gezisine çıktı. İlgi alanına giren bilim ve zanaat dallarıyla ilgili bilgi edindi. Hollanda’da gemi yapım tezgâhlarında marangozluk yaptı.

1.Petro bizim tarih kaynaklarımızda “Deli” lakabıyla anılır; ama durum gerçekte hiçte öğle değildi.
Petro, babası Çar I Aleksey’ifn ile ikinci eşi Natalya Narışkina’nın 1672 tarihinde Moskova’da doğan oğludur.
Fotoğrafta çocuk yaşlarında Petro görülmektedir
Petro’nun Çar olan babası ölünce, onunda yaşamla ölüm arasında gidip gelen hayatı başladı, babasının ilk karısı olan Mariya Miloslavskaya’nın oğulları tarafından 1676’da Kremlin sarayından uzaklaştırıldı.
Çocukluk dönemi küçük kasabalar olan Preobrajenskoye’de Moskova yakınlarındaki Semyonovskoye’de geçti.
1682’de III. Fyodor öldükten sonra Moskova Patriğinin ve Boyarların (Prenslerin arkadaşı olarak, ayrıcalık elde eden yüksek soylular olan) desteği ile "Çar" ilan edildi. Ama babasının ilk karısı Mariya boş durmadı. Onlar da bir darbe yaptılar. Petro ile birlikte V. İvan da çar yapıldı.
Petro on yaşında bir çocuk iken zayıf ve hastalıklı üvey ağabeyi V. İvan'la birlikte ülkeyi yönetmeye başladılar. Aslında Petro’nun yaşı küçük olduğundan, Rusya'yı fiili olarak, üvey ablası “Sofia” yönetiyordu.Petro, Çar hüviyetinde olmasına rağmen küçük olduğu ve istenmediği için tekrar "saraydan gönderildi". Petro, korku içinde geçen bu süreçte iyi bir eğitimde alamadı. Ama sarayın dışındaki çevreyi, sosyal hayatı ve halkın yaşamını çok iyi gözlemleme ve inceleme imkânına sahip oldu.
Petro sık sık "Yabancılar Slobodası"ndaki yerleşim bölgelerine giderek çevredeki zanaatkârları izliyor, nasıl çalıştıklarını, nasıl ürettiklerini sürekli gözlemliyordu.
"Hollandalı Mimar Timmermans"dan uygulamalı basit dersler alıyor, gemiciliği en ince ayrıntılarına kadar öğrenebilmek için içindeki coşkuyu dizginleyemiyordu.
Geçen zamanını boşa harcamıyor, yabancı subaylardan askerliğin püf noktalarını hakkında dersler alıyordu.
Savaş alanlarını betimleyen, küçük maketler üzerindeki çalışmalarını o kadar ileri götürdü ki hem eğlenme hem de öğrenme amaçlı bir kale yaptırdı. Kale üzerinde savunma ve hücum "savaş oyunlarını uyguluyordu". Oyuncak askerleri ile kafasında senaryolar üretip, kuşatmaların ve muharebelerin nasıl bir seyir izlediğini, kendisinin ne zaman müdahale edeceğini uygulamalı olarak izliyordu.
V. Ivan - Gençliği
1687 yılına gelindiğinde kendi bilgi birikimleri sonucunda kurduğu "Prebrajenskiy ve Selmyononoskiy" adlı muhafız alayları yeni Rus ordusunun çekirdeğini oluşturacaktı.
Sloboda’da ve sonraki hayatında da ona yol gösteren kılavuzu İsviçreli François Lefort, İngiliz olan Patrick Gordon ve sonraları metresi olacak "Anna Mons" ile yakın ilişkiler kurdu.
Bu çalışmaları saray tarafından iyi karşılanmadı. Üvey kız kardeşi Sofiya tarafından öldürülmekle tehdit edilmesi, onu radikal kararlar almaya sevketti. Petro bu nedenle 17 yaşında bir saray darbesiyle yönetimi ablasının elinden alıp tek başına çar oldu.
Petro, artık kararını vermişti, İlk önce Sofiya’nın yakınlarını bir bir saraydan uzaklaştırdı sonrada onu 1689 tarihinde bir manastır kapattı.
1694 tarihinde annesi ölünce, iktidarda tam hakimiyet sağlayıp tüm Rusya’nın tek hakimi oldu.
Gelecekteki başarılarının en büyük alt yapısı olan “ordusunu ve donanmasını” maddi ve manevi açıdan güçlendirmeye başladı.
Diğer devletler ile ilişkilerini geliştirirken ikinci Viyana kuşatmasının hemen ardından Osmanlılara karşı oluşturulan ittifaka katıldı. Ordusunu 1695’te Don nehri üzerindeki Türk Azak kalesine gönderdi. “Topçu birliklerinin yıkamadığı” kale, 95 gün gibi uzun süreli kuşatma sonunda 1696’da Rusya’ya teslim oldu.
Ama Azak kalesi zapt edilmiş olsa bile küçük bir kalenin bu kadar direnmesini bir başarısızlık olarak algılayan Petro, Rusya'yı Avrupa'nın söz sahibi bir ülkesi yapabilmek için güçlü bir ordu ve donanmanın şart olduğunu gördü ve çalışmalara daha çok hız verdi.
Deli Perto’nun babası Çar Aleksey MihailoviçRusya'nın güneyinde büyük tersaneler inşa ettirdi. Hollanda ve Venedik'ten ve Avrupa'nın birçok ülkesinden gemi yapım ustaları getirtti.
Petro, 1697–1698 tarihleri arasında kimliğini gizleyerek uzun bir Avrupa gezisine çıktı. İlgi alanına giren bilim ve zanaat dallarıyla ilgili bilgi edindi. Hollanda’da gemi yapım tezgâhlarında marangozluk yaptı. İngiltere, Fransa, Hollanda, Almanya’da gördüğü uygulamaları Rusya’ya aktarıp ve ülkesinde köklü reformlar yaptı.
Petro için Avrupa’ya düzenlediği öğrenme gezisi, onun için dönüm noktası oldu.
1700 yılında Kendine yardımcı olacak özel bir şansölyelik kurdu.
Petro,14 Temmuz 1700 yılında Osmanlılarla Karlofça antlaşmasını tamamlayan İstanbul Antlaşmasını yaparak III. Friedrich ile görüştü. Sonra da İsveç’e karşı ittifak için Polonya ve Danimarka kralları ile anlaşıp İsveç’e saldırdı; Savaş sonunda yenildi.
Petro, bu yenilgiyi hazmedemedi tüm gücünü ve kaynaklarını harekete geçirdi, “manastırların çanlarındaki metalleri de kullanarak yeni toplar döktürdü”. 200 bin kişilik bir ordu oluşturdu. Bütçesinin % 95’ini askeri harcamalara ayırdı, ağır vergiler koydu. Top ve gemi yapımı için yabancı uzmanlar getirdi; Ama bu harcamalar içte karışıklıklara yol açtı.
  • 1705’teki yabancılara karşı Astrahan ayaklaması.
  • 1707’de Güneydoğu ayaklanması.
  • 1708’de Don Kazakları’nın isyanları bu ayaklanmalara örnektir;
Ama Petro, baskıcı ve zulme kadar varan bu zorlukların sonucunda, “güçlü bir Rusya yarattı”.
“Petro’nun güçlü Rusya’sı ve ordusu,” komşularını tehdit etmeye başladı Kısa bir süre sonunda kendi yandaşı olan II August’u 1716’da Polonya’ya kral olarak yerleştirdi.
1711 yılında ise, İdari ve mali işleri denetleyecek ve Çarın yokluğunda Çarın görevlerini yüklenecek dokuz kişilik bir senato oluşturdu.
Osmanlı hâkimiyetinde olan Azak denizine çıktı; ama Petro’nun asıl amacı Karadeniz’e ve ardından Boğazlara kadar gidebilmekti. Bu amacından hiç vazgeçmedi ve onun Vasiyeti doğrultusunda günümüze kadar geldi.
Büyük Petro,Avrupada’ki Rönesans ve Reform döneminde yaptığı incelemeler araştırmalar sonucunda Rusya'nın Avrupa'nın gerisinde kalmasını önlemiştir.
Daha çok sıcak denizlere inme planlarından dolayı denizcilik ve gemicilikle ilgili çalışmalar yapan Petro, bir gemide en alt rütbede bile çalışarak ilginç kişiliğini ön plana çıkarmıştır. Petro’nun yaşı küçük olduğundan, Rusya'yı fiili olarak, üvey ablası “Sofia” yönetiyordu. (Resimdeki üvey ablası “Sofia.”)
Danimarka boğazlarını ele geçirmek için, İsveç ile yakınlaşıp anlaştı; böylece İsveç’in Norveç’i ele geçirmesine göz yumacaktı.
Bu siyasetini başarabilmek için, Fransa’nın ve Birleşik Eyaletlerin desteğini kazanmak için 1717’de ikinci Avrupa gezisine çıktı; fakat İngilizlefr bu oyunu bozdular. İngiltere’de karşı atakla Rusya karşıtı bu ülkeleri topladı. O nedenle Rus-İsveç görüşmeleri başarısız oldu.
Petro’ya karşı artan bu düşmanlık nedeni ile, 1715’te eski Rus aristokrasisi Petro’dan umudunu keserek Petro’nun oğluna destek vermeye başladılar. Bir komplo olacağını hisseden Petro, “oğlu Aleksey’e işkence ettirdi,” bu duruma dayanamayan Aleksey 1718’de öldü.
Petro, zaman içinde batıdan aldığı ve gördüğü yenilikleri ülkesine kazandırdı. Düzenli bir ordu ve güçlü devleti sayesinde sayesinde komşu ülkelere kendi tezlerini kabul ettirme yoluna gitti.
Genel yarar sağlamaktansa pratik çözümlere yöneldi. Her açıdan sınama ve yanılma ile kendini yetiştirdi. Petro’nun kişisel bir öğretisi yoktu. Siyasetinin püf noktalarını İngiliz ve Alman gibi yabancı danışmanlarından aldı.
Fransa ve Bizans’ın mutlakçı ilkeleri kadar, Prusya ve İsveç’in pratik bakış açılarından da faydalandı.
Rusya’yı temelden değiştirdi. Rusya’yı askeri ve mali yönden, sekiz bölgeye ayırdı. Sonra bu bölgeleri de kırk üç vilayete ve ilçelere ayırdı.
  • Dini kademeler için yönetici yetiştiren din okulları açtı.
  • Rahip ve papazları Çarın temsilcisi olan Svyatoy Sinot yöneticisinin denetimi altına aldı. (Not: Sinot’un: Rus Kilisesinin en yüksek organıdır.)
  • Kişi başına götürü bir vergi koydu. Bu vergilerin büyük kısmını köylüler veriyordu. Devletin hazinesine giren vergilerin toplanması işini de senyörlere verildi.
  • Hür ve serf olan tüm köylülerin topraklarını terk etmelerini yasakladı.
  • Kendisini Rusya’nın baş taciri olarak sayan Petro, Moğolistan’da ve İran pazarlarındaki ticareti destekledi.
Ayasofya Camisini kiliseye çevirmek şartıyla, Fransa ve İngiltere’den Osmanlı Devleti aleyhine yardım istediyse de alamadı.
İran Safevî Hanedanı’nın iç karışıklığından faydalanarak, 1722’de Derbend’i, 1723’te ki Petersburg Antlaşması ile de Bakü’yü ve Hazar denizinin doğusundaki Dağıstan ve Şirvan’nı elde edip Rusya’nın hududunu Hazar Denizine kadar genişletti…
Rusya’da sanayinin gelişmesine ve Ural bölgesindeki fabrikaların açılmasına destek verdi.
Yaptığı tüm batılı reformları zorlama ve baskı yolu ile yaptı.1698’de erkeklerin sakal bırakmasını, uzun gömlek giymelerini, kadınların ise peçe, uzun elbise giymelerini yasaklanması; onun yerine Fransız ve Macar tipi elbiselerin giyilmesi için baskı yaptı.
  • Soylular atlarından kalan toprakların bölünmemesi ve verimliliğin düşmemesi için tek bir mirasçıya bırakacaktı.
  • Asillerin bazı mesleklerde çalışması yasağını kaldırdı.
Devlet hizmetlerinde, (asil olafnlara üç türlü hizmet olanağı sağlayan. “çin teşkilatı” modelini benimsedi; Böylece,hizmetleri üçe ayırdı.
  1. Askeri hizmetler
  2. Sivil hizmetler
  3. Saray hizmetleri.
Bazı kademeler hariç, bu hizmetler miras yolu ile babadan oğula geçiyordu. Bu nedenle
Devlet hizmetleri için serbest kalacaklardı.
Devlet hizmetinde çalışanların yetiştirilmesi için, matematik ağırlıklı ilk, orta ve yüksek okullara ek olarak, Petro, mühendislik, topçuluk ve denizcilik okulları açtı.
Şehirde, vergilendirme yapılanması iki sınıfa ayrıldı.
Senyörlerin egemenliği altında toprakla uğraşan kişiler olan serfleri, soyluların iradesine ve inisiyatifine bıraktı.
Batılılaşmayı, yabancı hayranlığını o kadar ileri boyutlara götürdü ki; Kendi gelenek ve göreneklerini, hatta dini değer yargılarını bile tahrip etti; sonuç olarak Rus halkının milli ve dini tepkileri ile karşılaştı.
Bir komplo olacağını hisseden Petro, “oğlu Aleksey’e işkence ettirdi,” bu duruma dayanamayan Aleksey 1718’de öldü.
1721 yılındaki Nysted antlaşmasından sonra senatosu Petro’ya “Rus İmparatoru” unvanı verdi.
Petro İktidarının son yıllarında, Çarlık süresi boyunca yapmış olduğu eserlerin heba olmasından korkmaya başladı; ama korkması yersizdi; çünkü Petro çok usta davranmış
Yukarıda belirttiğim “Çin’i” kurarak, “soyluların çıkarı ile devletin çıkarını birbirine sıkıca bağlamıştı.” Devletin yok olması veya ortadan kalkması soyluların da yok olması demekti.
Büyük Petro, devleti güçlü kılmak ve ülkenin geriye gidişini önlemek için, Çar’ın kendi varisini kendi tayin etmesini daha 1721’deki fermanı ile karar verdiği için eski geleneklere dönme isteğinde olan varisler devre dışı bırakılmış oldu.
Sonuç olarak, Rusya'yı, Avrupa'nın ve dünyanın kaderinde söz sahibi devletleri arasına sokmayı başarmış, bu nedenle tarihte ”Büyük” sıfatıyla anılan ender hükümdarlardan birisi olmuştur.

0 YORUMUNUZU YAZMAK İÇİN TIKLAYIN: